Yazdır
PDF

Psikolog Murat Bilim tarafından yazıldı. on 30 Mart 2011.

Programlı Ders Çalışma (Verimli Çalışma)

Programlı çalışma zamanın etkili bir şekilde kullanılmasıdır. Bireyler zamanlarını kontrol altına alarak geleceği şimdiden denetim altına alırlar. Her birey için zaman süre açısından aynıdır. Bir gün 24 saat, bir hafta 7 gün, 1 yıl 365 gün. Önemli olan zamanı belirlenen hedefler ve öncelikler doğrultusunda kullanmaktır.

Gerek çalışmaya başlamakta güçlük çekmenin, gerek zamandan yeterince yararlanamamanın en önemli nedeni zamanın düzensiz kullanımı ve önceliklerin doğru tespit edilememesidir. Kimler nasıl başarılı oluyor? Sorusuna cevap arayan araştırmacılar, önceliklerini doğru tespit edenler olarak saptamışlardır. Dersini severek çalışan öğrenci ile, hiçbir seçeneği olmadığından dolayı çalışmak zorunda kalan öğrenci arasında fark nedir? Dersini severek çalışan öğrencide ders çalışmak öncelik kazanmıştır. Onun için çalışmanın bir anlamı vardır. Diğer öğrencinin isteksiz oluşu onun önceliklerinin başka şeyler olduğunu gösterir. Ne var ki çalışma isteğinin olması tek başına yeterli değildir. Öğrencinin başarıya ulaşması çalışmayı gerçekleştirmesine ve zamanını etkili bir şekilde kullanmasına bağlıdır.  Bir öğrencinin ders çalışmaya başlayamamasının nedeni onların çalışmayı istemeyişinden kaynaklanır. İsteksiz olmanın nedeni ise bireyin öncelikleri konusunda karar vermeyişidir. Şayet ÖSS adayı önceliklerini belirlerse zamanını verimli bir şekilde kullanmaya başlayabilir.

Zamanın etkili bir şekilde kullanamamanın en önemli nedeni bireylerin “İlgi alanı” ile “Etki alanını” birbirine karıştırmalarıdır. Bir öğrencinin ilgi alanı kapsamına; spor karşılaşmaları, ülkenin içinde bulunduğu durum, trafik canavarının yaptıkları, TV programları, yarışmalar, sergiler, konserler vb. girebilir. Bu alan içerisinde kalan olaylar bireyi etkilemekle birlikte bireyin kontrolü dışında gerçekleşen olaylardır. Bu olayların başlangıcında ve gerçekleşme sürecinde bireyin herhangi bir etkisi yoktur. Bunların sadece sonuçları bireyi etkileyebilir.

 Etki alanı ise, bireyin kontrolünde olan, çoğu zamanda bizzat kendisinin yaptığı eylemlerdir. Ders çalışmak, bir TV programını seyretmek, spor yapmak, müzik dinlemek gibi. Fakat birçok öğrenci etki alanında kalan olaylara düzenlemek yerine ilgi alanlarında gerçekleşen olaylara odaklanırlar. Ülkede meydana gelen ekonomik kriz, tuttuğu takımın müsabaka kaybetmesi, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde çıkan ayaklanmalar vb. sıralayabiliriz. Öğrenci kendi kontrolünün dışında gerçekleşen bu olaylar üzerine yoğunlaşır ve o olayların etkisinde kalarak etki alanı içerisinde kalan birçok faaliyeti yapamaz. Japonya’da meydana gelen olaydan etkilenerek ders çalışma programını aksatır.

Bir televizyon programı bireyin ilgi alanı kapsamına girerken onu seyretmek veya seyretmemek etki alanı kapsamına girer. Öğrencilerin zamanlarını verimsiz bir şekilde kullanmalarını arkasında yatan gerçek etki alanlarına yoğunlaşmayıp ilgi alanlarının etsisinde kalmalarıdır. Birey ilgi alanında gerçekleşen olayların etkisinde uzun süre kalarak zamanını etkili bir şekilde kullanamaz. Tuttuğu takımın yenilmesi, ekonomik kriz, enflasyon, doların yükselmesi vb. olaylar her bireyi etkilediği gibi üniversiteye hazırlanan öğrenciyi de etkilemesi son derece normaldir. Öğrencinin asıl yanlışı ise bu olayların uzun süre etkisinde kalarak kendince çeşitli çözüm yolları üretmeye çalışmasıdır. Oysa bu iş ilgili kişilerin işidir. Üniversiteye hazırlanan öğrencinin değil. Zamanını amaçlarını gerçekleştirmek için kullanmak isteyen her birey kendi kontrolü içerisinde yer alan olaylar üzerine yoğunlaşmalı. Yani zamanlarını hedefleri için kullanmalılar.

Üniversiteye hazırlanan bir öğrenci için etki alanı, kendisini hedefe ulaştıracak bir yaşam (ders çalışma) programı hazırlamak ve bunun üzerine yoğunlaşmaktır. Dikkat ederseniz ders çalışma programı demiyorum. Çünkü birçok öğrenci ders çalışmayı genellikle sevmediği için ders çalışma programı hazırlamayı da sevmez. Onun için sizde programınızın adını “Yaşam programı” olarak koyun. Yaşam programınızda sizi mutlu edecek şeylere de yer verin. Müzik dinlemek, TV seyretmek, spor vb. etkinlikler olabilir. Fakat bunları düzenlerken yaşam programı yaptığınızı unutmayın. Aşağıdaki sorulara içten bir şekilde cevap vererek programınızı nasıl yapmanız gerektiği ile ilgili ipucu bulabilirsiniz;

* “1 yıl sonra nerde olmak istiyorum.”

* “5 yıl sonra nerde olmak istiyorum.”

* “1yıl sonra, 5 yıl sonra olmak istediğim yerlerde olabilmek için ne yapmalıyım? ”

sorularına cevap arayın. Bu sorulara verdiğiniz cevaplar arasında ''ben 1 yıl sonra İstanbul da Hukuk okuyor olmak istiyorum'', ''5 yıl sonra Mimar olmuş ve proje yapıyor olmak istiyorum'', ''1 yıl sonra Tıp okuyor olmak istiyorum'' gibi düşünceler var ise bunlar için ilk gereklilik sınavı kazanmak. Sınavı kazanmak için ilk gereklilik kazanacak kadar ders çalışmaktır. O zaman yaşam programınızı hedeflerinize ulaşmak için uygun şekilde oluşturmalısınız. Sizin böyle bir hedefiniz var ise önceliği neye verirsiniz? Elbette önceliği planlı ve düzenli ders çalışmaya sonrada diğer sosyal aktiviteleri yapmaya verirseniz. Zamanınızın büyük çoğunluğunu ders çalışmaya az bir kısmını ise diğer aktivitelere ayırırsınız.  Doğru olanda budur. Ama siz bu sorulara ben iyi bir müzisyen olacağım, ben sporcu olacağım şeklinde cevap verirseniz, yaşam programınızda önceliği bu uğraşılarla ilgili çalışmalara vermelisiniz. Siz böyle düşünüyorsanız sizin için de doğru olan budur. Onun için her öğrenci yaşam programını şekillendirirken yaşamdan ne beklediğini de belirlemelidir. Yaşamdan ne beklediğini bilenler beklediklerine ulaşmak için çalışmaktan sıkılmazlar. Çünkü onlar bilirler ki bu çalışmalar sonucunda başarı kaçınılmaz olacaktır.